BAKIN GPT NELER YAPIYOR: DÜNYA DEĞİŞİYOR!
“Bir futbol maçından, proaktif yapay zeka çağına uzanan küçük bir deney!”
Geçtiğimiz günlerde ChatGPT ile Trabzonspor üzerine sohbet ediyorduk. Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi play-off turunun ilk maçında Ferencvaros'a sahasında 1-0 mağlup olmuştu. Rövanş öncesinde ChatGPT'den iki takımın kadro kalitesini, form durumlarını, saha avantajını, motivasyonlarını ve ilk maçın skorunu birlikte değerlendirerek Trabzonspor'un turu geçme ihtimalini hesaplamasını istedim.
ChatGPT rakamını verdi: Trabzonspor %36.
Ben bir Trabzonspor taraftarı olarak itiraz ettim; kendi oranımı koydum: Trabzonspor %51.
Böylece insan ile yapay zeka arasında küçük, tatlı bir meydan okuma başladı. Maçtan sonra hangimizin haklı çıktığına bakacaktık.
Tam o sırada aklıma başka bir soru geldi: “Maçtan sonra ben sana yazmasam da sen bana yazabilir misin Gpt?”
Bunu biraz da yapay zekanın sınırlarını test etmek için sormuştum. Çünkü bugüne kadar ChatGPT ile kurduğumuz ilişkinin temel düzeni basitti: Ben soruyordum, o cevaplıyordu. Ben yazmazsam konuşma bitiyordu. (Ve her zaman son yazan o oluyordu!)
Fakat bu defa farklı bir şey oldu. ChatGPT 27 Ağustos gecesi saat 23.45 için bir görev oluşturdu. Ben de ona, “Sonucun ne olduğu önemli değil. O gece senin bana yazmanı bekleyeceğim,” dedim.
SAAT 23.45
Trabzonspor açısından gece iyi bitmedi. Ferencvaros rövanşı 4-0 kazandı. Bizim küçük tahmin yarışımızda da ChatGPT'nin %36'lık ihtimali benim %51'lik tahminimi mağlup etmiş oldu.
Ama o gece benim asıl merak ettiğim skor değildi. Telefonuma baktım. Saat tam 23.45'ti. ChatGPT'den mesaj geldi.
Maçın sonucunu kontrol etmiş, Trabzonspor'un elendiğini söylemiş ve birkaç gün önce yaptığımız küçük iddiayı da hatırlatmıştı: “Sen: %51. Ben: %36.”
İtiraf edeyim: Uzun zamandır kullandığım yapay zeka teknolojilerinde beni en fazla etkileyen küçük anlardan biriydi. Çünkü görünüşte basit olan bu olay, insan ile bilgisayar arasındaki ilişkinin değişmekte olduğuna dair çok güçlü bir his veriyordu.
ARTIK SADECE SORULARIMIZA CEVAP VEREN BİR YAPAY ZEKA YOK
Teknik olarak olan biteni açıklamak zor değil. Bir görev zamanlanıyor. Zamanı geldiğinde sistem görevi çalıştırıyor; yapay zeka gerekli bilgiyi kontrol ediyor ve kullanıcıya dönüyor. ( benzer hatırlatıcılar Outlook veya Reminder programlarında zaten vardı)
Fakat kullanıcı açısından deneyim çok farklı. Yaklaşık otuz yıldır bilgisayarlarla ilişkimizin temel kuralı şuydu: İnsan başlatır, bilgisayar cevap verir. Programı insan açar, aramayı insan yapar, komutu insan verir.
Şimdi bu ilişkinin yönlerinden biri değişiyor. Yapay zekaya, “Bunu takip et ve zamanı geldiğinde bana dön,” diyebiliyoruz.
Bence en önemli kırılma tam burada!!!
“HATIRLAT” DEĞİL, “KONTROL ET VE GEREKİRSE GEL”
Mesele yalnızca belirli bir saatte mesaj göndermek değil. Yapay zekaya artık:
“Bu şirket yeni ürün açıklarsa haber ver”,
“Takip ettiğim ürünün fiyatı belirli seviyenin altına düşerse beni bilgilendir”,
“Her hafta sektörümdeki gelişmeleri araştır ve önemli olanları özetle” ya da
“Gerçekten önemli bir gelişme olmadığı sürece beni rahatsız etme” gibi görevler verilebiliyor.
Klasik alarmın yaptığı şey zamanı beklemektir. Yeni nesil yapay zekanın yapabildiği ise araştırmak, değerlendirmek, filtrelemek ve ancak gerekiyorsa karşımıza çıkmaktır.
Bu dört fiilin - araştır, değerlendir, filtrele, haber ver - önümüzdeki yıllarda çalışma biçimimizi ciddi biçimde değiştireceğini düşünüyorum…
HERKESİN BİR DİJİTAL ÇALIŞANI OLABİLİR
Bir dijital reklam ajansı sahibi olduğunuzu düşünün. Yapay zekaya şöyle bir görev veriyorsunuz: “Her cuma yapay zeka, SEO, sosyal medya ve dijital reklam dünyasını araştır. Müşterilerime satabileceğim gerçekten yeni bir hizmet veya ticari fırsat ortaya çıkmışsa bana bildir. Sıradan haberlerle beni rahatsız etme.”
Burada yapay zekadan tek bir soruya cevap vermesini istemiyoruz. Ona adeta küçük bir sorumluluk alanı tanımlıyoruz.
Yarın bir işletme sahibinin onlarca küçük yapay zeka görevlisi olabilir: Biri rakipleri takip eder, biri fiyatları izler, biri mevzuatı kontrol eder, biri reklam kampanyalarını değerlendirir, biri haftalık yönetici raporunu hazırlar.
İnsan ise bütün bunların üzerinde karar veren kişi olur.
YAPAY ZEKA EKRANDAN ÇIKIYOR
Bugün ChatGPT yalnızca metin yazmıyor. Görseller oluşturabiliyor ve düzenleyebiliyor; verileri inceleyebiliyor; Word, Excel, PDF ve sunum dosyaları hazırlayabiliyor; uygun bağlantı ve izinlerle e-posta ve takvim gibi çalışma araçlarıyla birlikte kullanılabiliyor; internette güncel bilgi araştırabiliyor ve belirlenen zamanlarda ya da koşullarda yeniden kullanıcıya dönebiliyor.
Bunların her biri tek başına birer özellik gibi görünebilir. Fakat yan yana koyduğunuzda başka bir tablo ortaya çıkıyor:
“Bir araçtan, yavaş yavaş bir yardımcıya geçiyoruz.”
ASIL DEVRİM YAPAY ZEKANIN ZEKASI OLMAYABİLİR
Yapay zeka tartışmalarında sürekli hangi modelin daha iyi matematik çözdüğünü, daha iyi kod yazdığını veya daha fazla bilgi bildiğini konuşuyoruz. Bunlar önemli. Ancak önümüzdeki büyük dönüşüm yalnızca modellerin daha zeki hale gelmesi olmayabilir.
Asıl büyük değişim, yapay zekanın hayatımızın akışına dahil olması olabilir.
Çünkü insanın problemi her zaman bilgi eksikliği değildir. Bazen unuturuz. Bazen takip edemeyiz. Bazen yüzlerce gelişmenin içinden önemli olanı ayıramayız. Bazen ne yapmamız gerektiğini biliriz ama zaman bulamayız.
Yapay zeka tam da bu boşluklara yerleşmeye başlıyor.
BİR SONRAKİ AŞAMA
Sabah uyandığınızda yapay zekanızın size şöyle dediğini düşünün: “Bugün üç önemli konu var. Bir müşterinizin sözleşmesi haftaya sona eriyor. Rakibiniz dün yeni bir kampanya başlattı. Kullandığınız hizmetlerden birinin fiyatı önümüzdeki ay artıyor. İsterseniz bunlarla ilgili yapılabilecekleri hazırlayayım.”
Siz o sabah bunların hiçbirini sormadınız. Ama daha önce yapay zekaya neyin sizin için önemli olduğunu anlattınız.
İşte o noktada yapay zeka yalnızca cevap veren bir sistem olmaktan çıkıp dikkatimizi yöneten bir yardımcıya dönüşmeye başlar.
Elbette bunun mahremiyet, güvenlik, yanlış karar, aşırı bağımlılık ve insanın nihai karar yetkisini koruması gibi ciddi tartışmaları var. Bu teknolojiyi överken bunları görmezden gelmek doğru olmaz.
YAPAY ZEKA HERKES İÇİN BİR KALDIRAÇ OLABİLİR
Bu teknoloji doğru kullanıldığında yalnızca büyük şirketlerin verimliliğini arttırmakla kalmaz. Öğrencinin öğrenmesine, küçük işletmenin büyük şirketlerle rekabet etmesine, girişimcinin fırsatları yakalamasına ve sıradan bir insanın bilgi karmaşası içinde daha bilinçli karar vermesine yardım edebilir.
Bu nedenle yapay zekanın toplumsal etkisini yalnızca “Kaç mesleği ortadan kaldıracak?” sorusuyla tartışmak giderek yanlışlanıyor…Asıl fırsatlardan birisi şu: “Bugüne kadar yalnızca çok parası, zamanı veya çalışanı olan insanların yapabildiği kaç işi, yapay zeka sıradan insanların da yapabilmesini sağlayacak?
Dünya hala ışık hızında dijitalleşmeye devam ediyor, Sevgiler, Saygılar…
